

Abant Alabalığı

Morfolojik Özellikleri:
A: III, 7-8
L.Lateral : 110-112
Omur sayısı: 59
Plorik çekum sayısı: 38-40
Cinsel Olgunluk Yaşı = 4-7 Yaş
Max. Uzunluk = 60 cm.
Ortalama Uzunluk = 20 cm.
Max. Ağırlık = 1 kg.
Ortalama Ağırlık = 200 gr.
Üreme Zamanları: Kasım, Aralık

Kaynak: R. Geldiay ve S. Balık, 1988. Türkiye Tatlı Su Balıkları, Ege Üniversitesi, İzmir.
Türkiye de yaşayan alabalık türleri:
Kaynak: Anonim
Abant Gölü’nün Gözdesi Abant Alası Tehlike Altında
Hakan Türker, AİBÜ Biyoloji - Hidrobiyoloji
Alabalıklar yaban hayatın göstergesi olarak akarsuların sağlıklı olduğunu gösteren yegane canlılarıdır. Çünkü akarsularda sürdürülebilir hayatların bozulmasını gösteren hastalık listesinde ilk sırada yer alırlar. Su kaynaları temiz, soğuk ve bol oksijenli kaldığı sürece onlar hayatlarını sürdürebilirler. Bugün insanoğlu yaşadığı çevrede akarsulardaki gerçek hayatı o kadar etkilemiştirki, artık alabalıklar kendilerine uygun ortam bulamamaktadır. Malesef artık alabalığın bir akarsuda sürdürülebilirliğini sağlamak bile yetmiyor, bunun yerine bütün su havzalarının bu amaca dahil edilip korunması şarttır.
Yer kürenin birçok bölgesinde olduğu gibi ülkemizde de yaşam alanları tehdit altındadır. Dağlarda madencilik, ormanlarda tomrukçuluk, tarımda ve hayvancılıkta gübreleme ve pestisit kullanımı, sanayi ve şehir gelişiminde kirlilik bunun yanında su akış ve ısısını etkileyen baraj yapımı, alabalık popülasyonunu etkileyen en önemli faktörlerdendir.
Alabalıklar çok hareketli, yüzgeçleri dikensiz, pulları çok küçük, yüksek kesimlerde, 10-15°C içsularda yaşayan en lezzetli, etçil balıklardır. Yumurtadan yeni çıkmış yavru balıklar, çoğunlukla sudaki sinek larvalarıyla beslenir, büyüdükçe küçük balıklar, tatlısu karidesi, sinekler ve uçan böcekleri yerler. 2-3 yaşlarında İlkbahar ve Sonbahar aylarında çiftleşir. Dişi alabalık yumurtalarını çakıl ve kum kaplı dipte, kuyruğuyla karıştırıp açtığı çukura yayar. Hemen yakınındaki erkekte cinsine göre, 45 günle 3 ay arasında açılacak olan yumurtayı döller. Tek bir dişi bir mevsimde 5000-6000 kadar yumurta yumurtlayabilir. Yumurtalardan çıkan alabalık yavrularının % 90'ı ilk üç ay içinde, daha büyük balıklara yem olurlar. Alabalık avında kullanılan en favori yem değişik renk ve şekillerde yapılan mepps'dir, daha sonra kaşık ve el yapımı böcekler ve canlı yemler gelir.
Yurdumuzda yaşayan alabalık türleri içinde (Salmo trutta caspius (fario), dere alası; Salmo trutta macrostigma, dağ alası; Salmo trutta labrax, deniz alası; Oncorhynchus mykiss, Gökkuşağı alabalığı ve Salmo trutta abanticus, Abant alası) sadece Abant alası endemik olup Abant gölünde, Abant'a yakın göllerde, yedigöller ve civarındaki derelerde de bulunur. Deniz ve Gökkuşağı alası ülkemizde kültürü yapılan türlerdir.
Abant Gölü yaklaşık 1320 m yükseklikte ve 125 ha alana sahip, derinliği 15-20 m arasında değişen, etrafı ormanla kaplı ve heyelan sonucu vadi çukurluğunun kapanması ile oluşmuş bir göldür.
Gölde ilk bilimsel çalışma 1951 yılında İtalyan zoolog Enrico Tortonese tarafından yapılmıştır. Abant alasını da ilk defa Salmo trutta abanticus Tortonese, 1954 alt türü olarak tanımlayan da kendisidir. Tortonese, Türkiye'ye İstanbul Hidrobiyoloji Enstitüsü kurucularından Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig tarafından Türk alabalıklarının çalışılması için davet edilmiştir. Tortonese, 1954 yılında yayımladığı bilimsel makalede Abant alasının morfolojik özelliklerini vererek, ana hatlarıyla şu şekilde tarif etmiştir:
- Üst profilden burundan sırt yüzgecine kadar iyi bir ark oluşturmuş, küt görünüşlü,
- Vücudun üst kısımları açık sarı veya kahve renkli, yan kısımları gümüşi,
- Vücutda lekeler siyah noktalar halinde büyük ve belirgin, bazen ince beyaz bir çember ile çevrili ve yan çizgi boyunca dağılmış. Vücutta kırmızı lekeler bulunmaz.
- Sırt yüzgeçte arka tarafa doğru değişken sayıda lekeli, yağ yüzgeçi koyu renkli sınırlı, karın yüzgeçleri sarı renkli sınırlı,
- Yan çizgi üzerindeki pul sayısı 110.
- Kör bağırsak (pilorik çekum) sayısı 38-40.
- Sırt yüzgeçinde 4 adet diken, 9-10 adet yumuşak, anüs yüzgeçinde 3 adet diken ışın, 7-8 adet yumuşak ışın bulunur.
- Boyları yaklaşık 20-30 cm.
Abant alası, Dağ ve Gökkuşağı alasına benzerse de en önemli farkı vücudunda yer alan büyük siyah beneklerin olması ve kırmızı benek içermemesidir. Tortonese, yeni bir form olarak isimlendirmeyi yanıltıcı bulmuş fakat böyle dar bir alana sıkışmış küçük bir popülasyona sahip olan Abant alasının kendisine özgü bir morfolojisi olduğunu belirtmiş ve taksonomik tanımlamanın gerekli olduğunu iddia etmiştir. Yerel basında bir çok hikaye uydurulmuş ise de, Abant alası hakkında ilk yazılı bilimsel kaynak onun tarafından yapılmıştır.
Günümüze kadar gelen süreç içinde göl etrafında yapılanma olmuş, göl kış turizmine açılmış, iki büyük otel inşa edilmiş ve zaman içinde su seviyesinde azalma gözlenmiştir. Ayrıca göl, yağışlar nedeni ile derelerden toprak dolgusu alarak, yer yer dolmuştur.
Bugüne kadar özel olarak popülasyon çalışması yapılmayan gölde, son yıllarda yapılmış bazı ufak örnekleme çalışmaları ile rakamsal veriler elde edilmiştir. Bu verilere göre popülasyonda şu anki baskın türün kadife (Tinca tinca) olduğu belirtilmiştir (Beklioğlu, 2006). Yine Beklioğlu (2006) tarafından bildirilen raporda izotop analizleri sonucu küçük ve orta boy alabalıkların beslendiği besinlerle gölde
baskın bulunan kadife balığının besinlerinin örtüştüğü, büyük alabalıkların da besin ağının en üstünde diğer balıklarla beslenen bir balık olduğu ortaya çıkmıştır. Abant gölünde bulunan kadife balıklarının göle bulaşma durumu ise açık değildir. Bu konuda çeşitli resmi kurumlar birbirlerini suçlasalar da, kaynak kesin değildir. Fakat Tortonese (1954) Abant gölünde 1951 yılında yaptığı örneklemede
Tinca sp. ve Barbus sp. türlerine (sazangiller, cyprinid) rastlamıştır. Akşıray'ın 1956 yılında yaptığı ilk Abant alası üretim teşebbüsünde de Abant gölünde Barbus sp.'ye ve nadirende olsa Leuciscus sp. türlerine rastlandığını bildirmiştir (Akşıray, 1956). Bu verilere göre, kadife balıklarının da kökeni epey eskiye dayanmaktadır. Son yıllarda Abant gölü içinde yer alan alabalık popülasyonu artık karışmış durumdadır. İl Milli Parklar Müdürlüğü sportif balıkçılık amaçli alabalık popülasyonunu arttırmak için göle dışarıdan Dağ ve Gökkuşağı alası da aşılamaktadır. Dağ ve Gökkuşağı alabalığının dışarıdan eklenmesi ile, orijinal Abant alası etkinliğini kaybetmiştir. Abant alası avlanma sezonlarında yerel balıkçılar tarafından artık nadiren yakalanmaktadır. Yakalan alabalıkların bir çoğu morfolojik olarak melez formunda olduğu gözlemlenmektedir. Buda endemik olarak Abant gölünde bulunan Abant alasının zamanla yok olabileceğinin göstergesidir. Abant alasının popülasyonu hakkında köklü bir bilimsel çalışmanın yapılması şarttır.
Aslına bakılacak olursa Abant alasını tehdit eden sadece dışarıdan eklenen alabalıklar veya sazangiller değil, gölü olumsuz etkileyen diğer dışsal faktörlerdir. Bunlar arasında, avlanma döneminde aşırı avlanması, kaçak avcılık, otellerin gölden sulama suyu çekmesi ve su seviyesinin azalarak gölün daralması, çevre köylerdeki ineklerin kıyı şeridinde otlatılması, yine köylülerin turistlere özgü faytonculuk ve atcılık hizmeti sonucu at dışkılarının bilinçsizce göle karışması ve böylece gölü azot ve fosforca zenginleştirerek bitkilendirmeyi attırması sayılabilir. Bitkisel alan arttıkça, sazangiller kendilerine daha çok beslenme ve üreme alanı bularak popülasyonda baskın hale gelmektedirler. Öncelikle disiplinli bir yönetim politikası ile bu dış etmenlerin bertaraf edilerek gölü kendi haline bırakılması, ardından artan sazangil popülasyonunun düzenli ve bilinçli bir şekilde azaltılması şu anki tehlikede olan alabalık popülasyonunun arttırılması için tek çözümdür. Ortamın azot ve fosfor girdisinin kontrol edilerek azaltılması ile bitki yoğunluğu azalacak, popülasyonu azaltılmış olarak gölde bırakılan sazangiller de besin zincirinin en tepesinde bulunan alabalık tarafından kontrol edileceklerdir. Son olarak şu günlerde Milli Parklar Dairesi Abant gölü çevresine farklı bir yapılandırma kazandırmaya çalışmakta, kaldırım döşeyip yürüme yolları ve özel bir araç temin ederek insanları göl etrafında gezdirmeyi planlamaktadır. Fakat bu uygulama da yanlış planlanmış olup Abant Tabiat Parkı kavramını zaman içinde doğallığını kaybettirecektir. Bu tür uygulamalardan vaz geçilerek göl ve çevresi kendi doğallığı ile kalmalıdır.
Kaynaklar:
Tortonese, E., 1954. The trouts of Asiatic Turkey. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Hidrobioloji Enstitüsü Dergisi, Seri B-2: 1-26.
Akşıray, F. 1959. Abant Gölünde Suni llkah yolu ile ilk Alabalık Uretilmesi Hakkinda. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Hidrobioloji Enstitüsü Dergisi, Seri A-5: 115-124.
Beklioğlu, M. 2006. Abant Gölü Balık Toplulukları ve Genel Yapı Üzerine Değerlendirme. Bolu Doğa Koruma Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Koruma Şubesi Raporu.
H.T.2007